müzik

3 Eylül 2009 Perşembe

kafka'lık hikaye

Bilgisayar kapalı, kimse de olmaması lazım bu saatte. gözlerimi kapatıyorum müzik sesi geliyor açar açmaz kayboluyor. Gözlerimi sıktıkça sesi açılıyor sanki müziğin,açınca kapanıyor.. ilginçlik burda başlıyor..



Kocaman bir gemideyim.Etrafta Torino'da gittiğim Museo delle Antichita Egizie'den fırlamıs gibi duran tipler. Bazılarının kafası hayvan , kalanı insan , bazılarının kafası insan ,kalanı hayvan. Tilkiler, domuzlar , yılanlar çoğunlukta.

Ellerim.. Ellerim kıllanmış biraz. Ama hala insanım, onlardan değilim.
Öncesini hatırlamıyorum. Sanki biri beni iple buraya indirmiş. Oyun burda başlıyor.
Birşey yapmam lazım. evet bu bir gemi.Kocaman bir gemi. Kim bunlar? Nasıl yaratıklar? Onlar mı doğru , yoksa ben mi? Onlar mı bana benzemeliydi yoksa ben onlara mı? Aman Allah'ım!! Ellerim neden kıllı?
Beyaz tenliyim, kir gösteririm zaten ama ellerim neden kıllanmış? Buna da şükür gerçi! Baksana gelene! Suratı domuz, benimse sadece ellerimde kıllar var.

Birşeyler yapmalıyım, yok mu bir insan ya da ona benzer biri?

-Ben varım
-Suratın insan ama, farketmedin mi 4 ayak ilerliyorsun?

Ne kadar büyük bir gemi. Denizi bile göremiyorum.
Hızlanmalıyım biraz, mutlaka benim gibi birileri vardır. Az biraz insana benzesin yeter.

Soguk! Ya korkudan, ya da gerçekten soğuk...

Mutlaka olmalı birisi, benim gibi. Az değişmiş belki. Az kıllanmış, maymuna bağlamamış , domuza dönmemiş, yılanlaşmamış..
Onlar coğunlukta ama daha neler var, görmelisin...


Hey!!! Hey!!! Arkası dönük duran sana sesleniyorum. Dön yüzünü göreyim... İnsan mısın?

Koşmalıyım, uzakta ama , ya insansa ? Ya benim gibiyse ?
Ama arkası dönük, en uçta duruyor... Geminin sonu mu o? Ne kadar da büyük bir gemi?

Gitmeliyim, varmalıyım oraya.belki de tek şansım o. Benle bir olucak, sorularıma cevap verecek, burada ne işimiz olduğunu söylecek o. Tek şansım o..

Koşuyorum, soğuğu hissederek, biliyorum bana zarar vermeyi planlıyor tilki, ama henüz bir yolunu bulmuş değil. domuz ,düşmemi bekliyor belki de öyle saldıracak bana. yılan zaten bir şans versem sokucak beni.

müzik şiddetlendi. yabancı bir müzik. slow diyebilirdim sesi çok açık olmasa...

Bakma etrafa Serkan, bakarsan korkarsın, çay taşıyormuş gibi, sadece ileri bak, düşersin kaldırtmazlar, duraklarsın iletmezler..Sadece koş umuduna doğru.

Evet evet! Yaklaştım ! Durma devam! tamam az yavaşla , geldin dur artık, dur Serkan ! Dur! Duuuuuurrrr!

Duramadım. düşüyorum gemiden. Çok önemli değil..

Çünkü gördüm! Gördüm yüzünü! Sen de ben gibisin. Ama neden! Neden tutmadım elimden? Yüzme bile bilmiyorum ben. Neden bakmadın yüzüme ? Taş mı kesildin ? Düşüşümü bile görmüyorsun, yanından geçtim paldır küldür bir dönüp bakmadın bu kim diye.. Bu kadar mı umutsuzsun ? Arkanı döndün herşeye.bu kadar mı korkuyorsun herşeyden? kalmadı mı bir umudun kurtulmak için bu durumdan?
Sana diyorum. Evet sana. Sen Sen! Benim en azından umudum wardı, bir insan görürüm diye benim gibi. Sen de o da kalmamış..Yazık...

puffffffffffffffffffffffff

Çarptım.. bu kadar yüksekten düşersen suya, su beton etkisi yaparmış. Ama bu su değil ki.
Kum bu, peki bu ne etkisi yaptı?

4 yorum: