müzik

26 Nisan 2011 Salı

duygular-insanlar

arada kalmış bir ruhum. bununla gurur duymuyorum. eskiden düşünürdüm kendimi bir yere, fikre ait hissetmeliyim diye. sonra farkettim ki sallanan bir geminin güvertesindeyiz hepimiz, bütün çevrem, bütün türkiye,bütün dünya. gemi bir sağa bir sola sallanıyor, o kadar kuvvetli sallanıyor ki kendini bir tarafa atıp elleriyle bir yerleri tutanlar kendilerini kurtulmuş , bir yere kapak atmış sanıyor. ben de savunmasız kaldım, tutunacak bir dal aradım zamanında. bu sallantıya dayanamam sandım. ama dayanmışım yahu.  en azından inanmadığım, güvenmediğim , emin olmadığım bir tarafa, sırf tutunmuş olayım diye tutunmadım. bir ismet özel ruhu var gizli içimde. hoş yanlış da olsa, saçma da olsa, doğru da olsa, onun gibi detaylıca düşünmek, tahayyül etmek isterdim içinde bulunduğum fikir dünyasını. gerçekten azıcık da olsa, bir sefercik de olsa onun gibi düşünmek isterdim, kafam inandığım fikre onun gibi çalışsın isterdim, sonra da onun gibi dile döküvermek isterdim.
oysa ben ne yapıyorum. ne yapıyorum biliyorum aslında. kimselerin düşünmediği kadar düşünüyorum. başta bahsettiğim sallantının farkındayım. bu farkındalıktan hiç bir zaman kopamıyorum. belki de tek ortak yanım bu ismet beyle. hep farkında kalmak. düşünmeden duramamak. sallanmadık bir an bulamamak.
ve evet. biraz da gururluyum bu yüzden. az önce tek ortak yönüm belki de dedim ama hiç dile getirmese de biliyorum, o da gururlu kendinden. neyse konu kendim. duygular ve insanlar. gururluyum evet. gururluyum dengede kaldım. kendimi kaybetmedim. arkama dönüp serkan şurda yanlış yaptın demedim kendime. kimse de bana serkan bunu neden yaptın diyemez. belki kesit kesit hayatımda bu soruyu sorabilirlerdi , ama toparladım. zaman aşımına uğradı diye değil. zaman beni haklı çıkardı. kimsenin o soruları sormaya hakkı kalmadı. kimseye boş ümit vermedim, kimsenin ayağını kaydırmadım. belki htk sorar telefonlarıma neden bakmadın,düğünüme neden gelmedin diye ama düğün mazeretim var hastane işlerinden dolayı ama telefonlarına bakmadım evet. cünkü strese sokuyosun harun beni. stresi sevmiyorum ben:) özür dilerim. neyse ne diyordum htk harici bu sallantıda olsa bile dengemi kaybetmediğim için bir şey deme hakkı yok bana. evet bunla gurur duyuyorum.
uzun yazcam bugün. kafam net çünkü. değişik konulardan bile bahsedebilirim. mesela insanın posasından bahsedebilirim. insanları süzdükten sonra çıkan posanın kıvamından bahsedebilirim. bütün kozlarını oynadıktan, feyklerini attıktan sonra , elinde hiç bir şey kalmamış , artık ben bittim demiş insanların ne kadar çirkin olduklarını da gördüm ne kadar güzel olduklarını da. kiminin posası bile 5 para etmezken , kimi paha biçilemez. kimi o kadar berrak. posasız resmen. süzdükçe biten cinsten. çünkü yalanı yok. özüne ulaşmak kolay. dediği belli. hissederek konuşuyor. kimi üçlükçü. sallıyor da sallıyor. tek amacı istediğini almak. alırsa belki bir süre iyi ki de almış diyeceğiz ama posası hep içinde. duygular figüran. bir sürü şey geçiyor içlerinden insanların ama acaba kaçı dikkat çekiyor. seviyorum derken kaçı karşılık bekliyor. ben de seni demeyince çirkefleşiyor. posasının yoğunluğu az gelip yukarı çıkıyor hemen, görünür oluyor. medcezir beyinler,vücudlar.
kim acaba aynadan inceledi kendini. kimim ben diye baktı gözlerinin içine içine. kim ne istediğini sordu kendine. kim kendini hormonlarından daha güçlü gördü. kim hayatı azıcık ciddiye aldı. kim yolda yürürken kendini izlemek istedi ya  da izledi kimbilir. kim arzularının yerine doğruları seçti hayatında. kim ? kim dengesini buldu? kim dengini buldu?
insanlar ortamın şartlarına uymayı başarı, mutluluk saydı. uyum sağlamayı marifet bildi. demek bu işler böyle yürüyor dedi.
oysaki insan bi bilse kendini. insan ki eşrefi mahlukat. hani diyoruz ya geliştirilebilir kaynaklar diye. insan işte o. en gelişmiş bilgisayarlar bile gelişmiş değildir insana kıyasla. düşün. ufacık bir çocuk. yeni teknoloji. ne verirsen öyle büyüyecek. kendini geliştire geliştire gidecek. bir söz. yıllarca çocuk yaşamış çocuğa! bir söz söylenmiş. " sen ne düşünüyorsun bu konu hakkında " diye. çocuk , fikri sorulan. sözler ki büyülü. ağızdan çıkar. kulaklara girer, birinin heyecandan başını döndürürken, birini sevinçten havalara uçurur, birini üzüntüden bitap düştürür. sözler büyülü.  hele çocuklar için daha da. insan da çocuk. her daim kendini geliştiren. zeki. sınırsız. bir o kadar limitleri olan, aptal, onlar ki daha ne yapabileceğinden bihaber. nasıl süper bir mahlukat olduğundan habersiz. sırf düşmemek için tutunmasa bir yere , azıcık daha dayansa , dayanmanın zevkine varsa, yaşadığını hissetse. ama bir o kadar da hormonal yapıda. öncelikleri hiç görmediği kendisi. ne güzel demiş ismet özel, - dünyaya gelmek bir saldırıya uğramaktır " diye. sözler var keşke ben sölemiş olsaydım dediğim. gerçi anlamak da kafidir bazen. demedim ama anladım.

bir şeyi çok istemek demek kendinden uzaklaşmak demek. ne dediğini bilmemek demek. sen sen değilsin demek. sen sadece bir şeyi çok isteyen başka birisin demek. yoksun sen artık. düşünme yetini kaybetmişsin demek. isteme bir şeyi çok! isteklerin, sahip oldukların sana sahip oluyorlar. yaşarken hiç olmak nasıl bir duygu?

1 yorum:

  1. süper olmuş.özellikle sonu ''bir şeyi çok istemek demek kendinden uzaklaşmak demek.sen sen değilsin artık sen sadece birşeyi çok isteyen başka birisin''

    YanıtlaSil