müzik

7 Ağustos 2009 Cuma

teknolojik aşklar çöplüğü


Yaşım itibariyle internetin olmadığı, cep telefonunun kullanılmadığı zamanları pek hatırlamıyorum açıkcası. Yani arkadaşlarımın beni pencereden "in lan aşağı" diye çağırdıkları zamanları anımsıyorum elbette ama yine de etkileşimli bir hayata başladıktan sonraki zamanlarda teknolojinin esiri olduğumu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim.

Gelişen teknolojiyle birlikte birçok samimi anlarımızdan vazgeçmiş bulunduk. Ah o eskiden biz tek bir kıza aşık olurduk, onu görmek için kilometrelerce yol yürürdük, penceresinden yüzünü görebilmek için bin takla atardık gibi basmakalıp şeyler söylemeyeceğim. Çünkü ben eskiden böyle şeyler yoktu. Ben kimse için kilometrelerce yol yürümedim. Kimseyi evinin penceresinden gözetlemeye de çalışmadım. Böyle şeyleri bunları gerçekten görmüş, yaşamış abilerimiz, ablalarımız , amcalarımız, teyzelerimiz varsa onlar anlatmalılar diye düşünüyorum.

Ben sadece teknolojinin ilişkiler üzerindeki etkilerini kendimce anlatmayı deneyeceğim.

Büyüklerimiz genç nesile biraz kızgınlar sanırsam. Sevdiklerimizin değerlerini bilmediğimizden şikayetçiler belki de. Aslında haklı da sayılırlar biraz. Onlar anlattıklarına göre çok emek harcamışlar. Yıllarca sevdiği insanı görememiş ama kavuşmak için beklemiş , hiçbir zaman vazgeçmeyi düşünmemiş insanlar var içlerinde. Bunların gözünde, genç nesil ellerindekilerin kıymetini bilmiyor. Zorluklarla savaşmak yerine yeni birini bulmaya çalışıyor, sevdiği insana şiirler yazmak yerine, internetten hazır sözler gönderiyor, sevdiğiyle birlikte mehtaba karşı oturup gelecek planları yapmak yerine chat ortamlarında saçma sapan muhabbet içinde bulunuyor diye tasvir ediliyor günüzüm nesli. Bütün bunlar gençliğin büyük yanılgıları diye adlandırılıyor. Ben bütün bu yanılgı diye adlandırdığımız düşüncelere saygı duyuyorum. Ama tüm bu yanılgıların ironik bir yanı var. Büyüklerimiz hep bütün bu imkanlardan dolayı sevgimizin kıymetini bilemediğimizi, tabiri caizse fazla rahatlığın bir taraflarımıza battığını düşünüyorlar. Yalnız onlar da teknolojinin tuzağına düşüyorlar farkında olmadan. Nasıl ki başta söz ettiğimiz gibi teknoloji insanlar arasında ki iletişimi kolaylaştırıyor, aynı teknoloji birbiriyle uyumsuz ama bir şekilde bir zaman beraber olmuş insanların birbirlerinden ayrılmasını da bir o kadar zorlaştırıyor.


Biraz düşünelim. Bir insanı tanımaya çalışıyorsun, belki içinde onla alakalı gelecek planları kuruyorsun ve an geliyor ki o insanın hayalinde ki insan olmadığını anlıyorsun ve ayrılık kaçınılmaz gözüküyor.Peki bu ayrılık nasıl gerçekleşecek? Sanıyor musunuz ki bu devirde bir hayat arkadaşı bulmak, ondan ayrılmaktan daha zor? Eskiden olsa alırdın başını giderdin(heralde galiba sanırsam). Acını içine atardın. Çok seviyorsan yas tutardın. Bir zaman sonra da gözden ırak olan gönülden de ırak olur misali unutmaya başlardın.(i believe in this) Peki bu devirde o mümkün mü? Kimse gözden ırak olabiliyor mu?(olmuyor walla) Herkes birbirine bağlı.(sorma aq) Bir de facebook çıktı başımıza.Dur bakalım beni unutmuş mu? Başka biriyle birlikte mi? Her an haberdarsın öbür taraftan.Şu an nerede ? Ne yapıyor? Hepsini vakit kaybetmeden öğrenebiliyoruz. Böyle bir durumda ayrılıktan nasıl söz edebiliriz?


Nasıl ki çoğu şeyde yaşam tarzı teknolojik gelişmelere göre şekil alıyor, insanların bir ilişkiye bakışı da teknolojiyle birlikte şekilleniyor. Artık kendi aramızda ooo yeni sevgilisi de güzelmiş, yakışıklıymış gibi yorumlar yapıyoruz. Bazı şeyleri kabullenmişiz. Ayrılığa alışmanın en kolay yolunu başka bir sevgili bulmak sanmışız. Evet aslında bütün anlattıklarımın kilit cümlesi bu. Eğer yeni birisini bulursam son ayrılığımı unuturum.Yoksa sonsuz bir döngü içinde ne o insandan kopabileceğiz ne de o insanla tekrar birlikte olacağız. Bu yüzden de herkes skor peşine düşmüş. Sanıyorlar ki ne kadar çok insanla birlikte olursam, o kadar çok artı puan kazandıracağım haneme. Bu da yazımın başlığında olduğu gibi tamamıyla teknolojik bir aşk çöplüğü oluşturuyor.Bir zaman sonra sırf bir öncekini unutmak için alakasız insanlarla birlikte olmaya başlıyorsun ve bu herşeyden pişman olana kadar devam ediyor.

Görüldüğü üzere geçmişten kalma bazı değerlerimizi kaybetmişiz. Ömrümün sonuna kadar seni beklerimlerden, aman gittiği yere kadar diyen bir moda girmişiz.

Bu durumda kim diyebilir ki yeni neslimiz yanlış yapıyor? Peki kim diyebilir ki doğru yapıyor? Bu nesil , her nesil de olduğu gibi sadece mutlu olmaya çalışıyor. Mutluluğun yolunu da böyle bulmuş. Ha diyebilir miyiz ki çok iyi bir yol bu? Tabii ki hayır. Ama kimse de o bahsettiğim sonsuz döngüye girmek istemiyor ve o döngüye girmemek için aşk çöplüğü yaratıyor diye hor görülemez.Genelde sonuç cümlelerinde yol gösterici bir öğüt verilir. Öğüt verecek kadar bir tecrübeye veya bilgiye sahip olmamama rağmen diyebileceğim tek şey ayrıldığınız insanla olabildiğinizce iletişim yollarını kapamanız, arkadaş kalmalıyız gibi yalanlara kulak tıkamanız ve yeni bir aşka girmek için önce içinizde kalan aşk parçacıklarını silmeye çalışmanız. Yoksa gerçek aşkı bulduğunuzu düşündüğünüz an kulağınıza feridün düzağaç'ın " birbirimize birkaç aşk kadar geç kalmış olmasaydık, hep yanlış gidenlerin ardından yorulmasaydık" sözleri gelirse, o zamana kadar yaptıklarınızdan çok pişman olabilirsiniz. Umarım hiçbiriniz geç kalmazsınız.

p.s: hee uzun oldu ne war? nolmuş yani? kısa olsa okuyacan sanki:)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder